Faşizmin Sosyal Kökenleri ve İşlevleri Üstüne Teoriler
(Angelo Tasca, Arthur Rosenberg, Otto Bauer, August Thalheimer), İstanbul, Ayrıntı, 2018.
“Lümpen-Bohem kitlelerin, küçük burjuvazinin, orta sınıfların faşizme yatkın ideolojik konumları ile ekonomik bunalımların yarattığı umutsuzluk ve bezginlik iklimi, faşizmin oluşmasında ne kadar önemli bir faktör olarak belirirse belirsin, faşizm ortamının hazırlanmasında, faşizmin iktidara getirilmesinde, faşizmin uygulanmasında bütün kuklaların ipleri, son tahlilde, emperyalist finans kapitalin elinde bulunur.”
Marksist yazarlar August Thalheimer, Arthur Rosenberg, Otto Bauer ve Angelo Tasca’nın faşizm hakkındaki düşünceleri Prof. Dr. Rona Serozan tarafından bu kitapta toplandı. Günümüzde faşizmi anlamak ve yorumlamak için…

Yöntembilim (metodoloji), bir iki ayrık dışında, ne orta öğretimde ne yüksek öğretimde okutulur; okutulsa bile, doğru dürüst okutulmaz. Üstelik böyle bir dersin öğrencisine sağlayacağı yarar kuşkuyla karşılanır. Dersin konusu da soyutun soyutu “nonfigüratif” bir konu olarak pek itici bulunur. Dahası var: Yöntembilimin terminolojisi sanki başka bir gezegende üretilmişçesine yadırganır. Birkaç örnek verelim: Tasım, altlama, saçmaya indirgeme, bağlam ilkesi, önermeler mantığı, Russell paradoksu, kuantum mantığı, tautoloji, aksiyom, sezgicilik, özdeşlik, çelişmezlik, üçüncü olasılığın olanaksızlığı…
Şimdiye kadar pek az düşünür Marx kadar tartışılmıştır. Aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen Marx’ın “dünyayı değiştirmeyi” hedef alan devrimci politik fikirleri hâlâ etkili ve canlı. Bu canlılığın herkesin hayatını etkileyen kapitalist dünya sistemiyle de doğrudan ilgisi var tabii: İnsanı özüne ve hemcinslerine yabancılaştıran, tüm insani değerleri “meta”ya indirgeyen, yoksulları daha yoksul kılan, gelir uçurumunu derinleştiren, ücretleri düşüren, iş güvenliğini hiçe sayan, ekonomik krizleri ve sosyal felaketleri yaratan, hukuk devletini otoriter polis devletine çeviren, dünyanın her köşesinde maddi çıkar uğruna savaşlar çıkaran ve insanları birbirine kırdıran “kapitalizm” sürdükçe, Marx’ın anti-kapitalist görüşleri varlığını sürdüreceğe benziyor. Marx kapitalizmin şifrelerini kendine özgü metoduyla teker teker çözerken, kapitalist üretim tarzının modern devlet yapılanmasıyla olan ilişkisini de derinlemesine eleştirmiş; buradan hareketle de, insanlığın özgürleşmesi için hem modern devletin hem de kapitalizm ortadan kalkması gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
Hukuk öğretiminin temel amacının bilgi depolamadan hukuki problem çözme becerisinin kazandırılmasına yönlendirildiği ve bu doğrultuda sınav sorularının da problem ağırlıklı düzenlendiği son yıllarda pratik çalışma kitaplarının gitgide önem kazandığı dikkat çekmektedir. Elinizde tuttuğunuz kitap işte bu eğilim doğrultusunda öğrencinin bu alandaki gereksinimini karşılamaya hizmet etmekte; açıkçası, birinci sınıf öğrencisini Medeni Hukuka Giriş, Kişiler Hukuku ve Aile Hukuku derslerinden gireceği sınavlara hazırlayıcı bir amaç gütmektedir. Burada cevaplı ve cevapsız sınav örneklerinin ve uygulama çalışmalarının en geniş yeri tutması da doğrudan doğruya bu amaca bağlıdır. Ama elinizdeki kitapta yalnız bu kadarla yetinilmiş değildir. Ayrıca öğrencinin problem çözerken, bu arada ödev hazırlarken ve mahkeme kararı incelerken (tahlil ederken) izlemesi gerekli yöntem konusunda da açıklamalar yer almaktadır; hukuki akıl yürütmenin temel ilkeleri öğretilmektedir. Dahası, çetrefil konuları özetleyen ve basite indirgeyen şemalar çizilmekte, sıkça kullanılan Latince Roma hukuku deyimlerinin ve özdeyişlerinin anlamları verilmektedir.(ÖNSÖZDEN)
Genel Bilgiler – Temel Kavramlar – Başlıca Kaynaklar – Tarihçe
The articles collected in this volume are consolidated from the Turkish reports submitted to the XIXth International Congress of Comparative Law organized by la Société de Législation Comparée and the International Academy of Comparative Law in Vienna from 20 to 26 July 2014.
Sözleşmeden dönmenin, sözleşmeyi aynen -iptal – gibi, geçmişe etkili dolaysız bir yıkıcı güçle, hiç kurulmamışcasına silip süpüreceği ve buna bağlı olarak dönme sonrası çözülme ilişkisinin hukuki sebebin ortadan kalkmasına dayanan bir haksız zenginleşme sorumluluğuyla belirleneceği yolundaki yadırgatıcı varsayım günümüzde yerini daha gerçekçi bir anlayışa bırakmaktadır. Bugün ağır basan anlayışa göre, ister ifa öncesinde, ister ifa sonrasında gerçekleştirilsin, dönmenin olumsuz gücü, sözleşme ilişkisinin sadece içeriğine yönelik bir dolaylı güçtür.
